Yalnızlığım...
Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı....
Fırından yeni çıkan
bekleyişler satın aldım...
Kırmızı mavi ekoseli
yalnızlığımı
serdim masaya...
Manzaraysa ayrılığa sıfır!
İşte her
şey
hazır..
Acılarımla iki lafın belini kırdık...
Yokluğunda
bir kuş sütü
eksik..
Yalnızlığım ve ben; seni çok
bekledik!
[Cemal Süreya]
Arkadaşlık
Ve bir genç, şöyle dedi: “Bize arkadaşlıktan bahset.”
Ve o cevap verdi:
“Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.
O sizin sofranız ve ocakbaşınızdır.
Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.
Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
ne ...‘hayır’ demek zor gelir, ne de ‘evet’ demekten çekinirsiniz.
Ve o sessiz kaldığında,
kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.
Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca,
tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler,
gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.
Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız;
Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda
daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın,
dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi…
Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik
kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.
Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde
olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
ve sadece yararsız olan yakalanır.
Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse,
meddini de bilmesine izin verin.
Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
aramanızın anlamı olabilir mi?
Onu, zamanı yaşatmak için arayın.
Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir,
boşluğunuzu doldurmak için değil.
Ve arkadaşlığın hoşluğunda,
kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.
Çünkü küçük şeylerin şebneminde,
yürek sabahını bulur ve tazelenir.”
Halil Cİbran
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
